Zor Değil Sensizlik ama Tanısaydım Seni İmkansız Olurdu Biliyorum.

Gözlerim diyorum İstanbul!
gözlerim onu arıyor, bahar kokusuda geldi kış rüzgarını delerek ama sen bir onu getirmedin bana,
menekşemi papatyamı gülmü kokuyor saçları?

söylesene! teni miskin, sesi aşık, gözleri de beni arıyormu?
Sahi daha kaç kadını ben zannediyor gözleri, kaçıncıya tutması ellerinin bir başka elleri, kaç defa aldatdı beni farkına varmadan bedeni?

Doğrusu görmedik hiç birbirimizi ama ben bir kere bile sevseydim senden başka birini, inan affı olmazdı aklımın kendi yüreğini. Ayakların hangi asfalta değdi bu gün semtin nedir söyle.
Kokusu daha henüz esmemiş adam söyle ihtimalleri arttırayım, yıllar bizi bizden etmeden biz yıllara savaşalım.

Savaşmak kötüdür evet ama senin uğruna olan herşey bir çok kayıpdan daha efsane daha tutkulu, dahasıda ne biliyormusun ellerinin elimde bıraktığı heyacanı tatmadan gitmek bu Dünyadan.
Gözlerinin gözlerime düşen kirpiklerinde gölgelenmemek koyar bana. Kokusu Daha Esmemiş Adam Bul Beni.

Reklamlar

Hayattan tek beklentim değilsin ama olsan iyi olurdu.

Zaman benim için önemli senin için nedir bilmem ama bana seni getirir ilerde belki yıllar sonra. çiçeklerin tek günahı sarılması toprağa oysa bilmiyor ki toprak belki onuda alıcak içine yıllar sonra. Güneş ne doğarken mutlu ne de batarken o seni bana gösteren yolları aydınlatana kadar kasvet dolu sarı bir çiçek. Oysa ne sözlerinin hayali ne gözlerinin emsali hiçbirini çizemedim hayalimde, bana yakın olacağın hiç bir mekana giremedim. Karanlığı korkunç bulmadığım tek yer senin olduğun yerdir belki ama sense benim olmadığım her mekanda hangi geceyi ışıldatıyorsun bilmiyorum, ben karanlıkta düşüp aklımı yitirmeden gel yanıma.
soluklanmak için durduğun o durakta belki hemen yanında ki blokta belki yan yana geçen otobüslerin içinden değdi gözlerimiz birbirine ama ne ben seni görebildim karanlığa alışmış gözlerimle ışığa bakınca kısılan gözlerimden ne de sen beni bulabildin dipsiz karanlığımın dibine varamadığından. Sözlerin bir önemi yoktu bir gülümseme, bir bakış, çıkmış olsaydın bir kez karşıma unutmanın mümkün olduğunu zannetmiyorum kirpiklerimin yüzüne düşen gölgesini, unutucağını düşünmüyorum gözlerine takılı kalıcak gözlerimi.

Mevsimlerde var olan

Bahar kokuyorsun sevgilim hiç gelmeyecek gibi hep sen varken uyuya kalmışım gibi, kışın yazı beklerken yazın sıcağında kavrulup pişman olmak gibisin seni hayal etmenin neresi utanç verici bilmem ama geriliyorum düşündükçe seni. sonbahar kadar zarif bir beklentisin, gelicek gibisin ama rüzgar yaprak ve saçlarımla birlikte senide götürür gibi.Masal anlatıyorsun sanki ilkbaharın çiceklerine uzanmış kulağıma fısıldayarak, oysa ne o çiçekler gerçek ne senin masalın benim tenimde var olan bir nefes. korkuyorum ölesiye görsel şovu adına sevilen kışın intikam almasından malum ayak izlerinden yerimiz belli, olurda belki duyar diye söylüyorum en çok kışı severim ben en temiz en aydınlık en serin mevsimdir kendisi insanı gerçeklerle yüzleştirir tıpkı senin varlığının olmadığı kanaati gibi.

Seviyorum Yaşamayı önüme sınırlar çizilmedikçe.

Sanki yokmuşum gibi hissediyorum, öyle boş öyle hiçliğin ortasındayım ki sanki soğuk camda oluşan nefesimin oluşturduğu buğularda olmasa yaşadığımı anlamıyacak gözlerim yaşlardan dolayı yanmasa beni ölüm hissinden hiç birşey alamıyacakmış gibi hissediyorum. Seviyorum gülmeyi sonunda ağlamak olmadıkça, kaldı ki her gülmemin sonunda ağlarımda, seviyorum yağmuru sonunda gök gürlemedikçe, seviyorum güneşi benim ona bakmamız engelliyecek kadar ışıldamadıkça, seviyorum çamurla oynamayı o çamur benim alnıma bulaşmadıkça, seviyorum yalnız kalmayı ama yalnızlığımda boğulmadıkça, seviyorum sessizliği kafamın içinde konuşmayı bırakınca, seviyorum yürümeyi yolun sonu yoksa. Ve Seviyorum kendimi bir sonra ki hatamı bulmadıkça. seviyorum sevilmeyi o sevgi aşka bürünmedikçe olmasın istiyorum kimse bana aşık kime nasıl güvenirim bilmiyorum kimi nasıl sevmeye başlarım hiç bilmiyorum hiç denemedim birini sevmeyi hiç denemedim gözlerimle süzülmeyi, hiç denemedim flört etmeyi sadece, çok deneyim ettim çevremde ki bütün erkeklerin sevdiklerine yaptığı yanlışları çok yakından gördüm, O yüzden sevemiyorum sevmeye dahi yeltenemiyorum birisini.

Hayatın Zaman İle İmtihanı.

Hayat sanıldığı gibi türkülerde anlatılanlardan ibaret değil hayat bir romanın tozlanmış sayfalarından buram buram gelen mürekkepli kağıt kokusu kadar güzel, deste deste sayfalara sığdıramadıkları karanlık olaylar kadar dram yüklü, satırlarda gizlenmiş betimlemelerin hayal dünyamız ile buluşması kadar mucizevi, oluşturduğumuz karekterlere kendi hayatımızdan bir şeyler katmamız kadar gizem yüklüdür. Hayat ağlatsada sonunda hep güldürür suratımızda ki ufak tebessümleri kahkahalara hazırlar ve sonunda bir insanın hayatını roman sayfalarına yazıp çizer ve ölümsüzlüğü geride bıraktığı eseri ile sağlamış olur. Hayat bizi sonunun ölüm olduğu toprağa yelkovan ve akrep ile eşlik eder zaman bize koskoca zannettiğimiz ömrümüzün sonunda çiçekli mezarlar kazar. Zaman sanıldığı gibi saatin içinde gizlenmiş sistematik bir şey olmaktan çıkar ve vücudundaki çizgilerden zamanın kelime anlamını çözersin. İşin sonunda aceleye gelmemizin sebebi hep zamandır, zaman bizi bir şeylerden hep kısıtlar. Ya bir yerlere geç kalırız yada eksik kalırız birşeylerden. O yüzden zamanında geç kaldığımız hiçbir şeye gelecekte sahip olamayız.

Adı Her Neyse.

Neyi bekliyorum kimi bekliyorum bilmiyorum sıradan olmasın mı istiyorum tadıcağım aşkın, yoksa aşkın varlığına inanmadığım halde benmiydim bunları yazan.

Kimi bekliyorum sahi böylesine korkarken sevmekten kim yorulmadan pes etmeden severki beni. Kim varlığını daha hiç tatmadığım aşk ile beni tanıştırabilir ki. Yaşadığım şu kendi dünyamda ki çizgilerimden kim çıkartabilir beni, çıkamam değilmi o çizgileri kendim silemediğim taktirde kimse beni çizginin öbür tarafına geçiremez. Herneyse çizginin bu tarafı sessiz ama güvenilir hiç değilse korkularım çizginin öbür tarafında.

Tekrar Korlanmış Sinir.

Sinirle karışık kırgınlık olur ya hani bazen içinde dinmek bilmeyen lav gibi,

hani damarlarının içinden yakıp geçen kanının durgunluğundan eser kalmamış gibi,

hani insan değer verir ya birilerine ama anlamadığın bir anda kırar seni sanki kırmışsın gibi sende onu,

işte bunları hissettiğim gibi hissediyorum şuanda gözlerimden süzülenleri.

Mavi gökyüzünde siyah lekelere bulanmış binbir parca bulut gibiyim yağsa yanaklarımdan damlalar, yıpratmışmı mı olacağım sahi kendimi?

Sahi Boşverdiğim bir şeyler varmı benim hani olurda belki birazda olsa acırım kendime.

yok ama değil mi boşverebilmem için benim değer vermemiş olmam gerekiyor,  değer vermediğim bir şeyinde benim hayatımın hiç bir kesitinde yeri olmamalı.
sahi hayatın derdi neydi insanları fazla yoruyor,  fazla üzüyor,  az güldürüyordu ya da tam kahkaha atıyorsun peşine gök gürlüyor yağmur yağıyor hayatın heyelana dönüşüyorum.

Toprak altında kalan bedeni olsaydı insanın canı yanmazdı  ama sanırım toprağın altında kalan duygulardan başka hiç birşey değildi öfke kırgınlık vicdan azabı,

yelkovan tam lehimize dakikaları geride bırakırken akrep saatleri aleyhimize çeviriyor saat 12 olduğunda yine beyninde saatin o uğursuz tik tak sesinden çözüyorsun gidişatı. Gidişatın pekte iyi gitmediğini görmek pekte iyi hissettirmiyor insana kendini. ama olurdu bazen değilmi böyle şeyler. unutmak için bazen gözlerini kapatman yeterliydi.

M.ç.i

Bir kayık var gölette seni  bir kez olsun yıkılmasından korktuğun için kuramadığın hayallerine götürecek.
Dalga yok merak etme tatlı su dingin olur seni ve hayallerini kıyıya vurmayacak kimse.
Vurgun yediğin ne varsa eminim onları düzeltirdin bir hayalin olsa,
uzan kayığa ve gökyüzünü izle hiç bir yıldız yediğin vurgunları daha da dibe itemeycek bulunduğun konum senin zaten dipde.
Kurduğun cümlelerin bir önemi yok çünkü kimse seni düşlerin kadar güzel teselli edemiycek.
Karamsarlığın hep üzerinde yine,
atsana hadi adımını kayığa korkma kayık su almıycak bu sefer ortamı dehşet değil ay aydınlatıcak.
biliyorum pek inancın yok aşka ama yinede bir dene dünya boş atıp dolu tutuyor olamazya bir kerede bırak gururunu bir yere sevmek ile başla birine değer vermeye.
nasılda seviyorsun o ele güne karşı hep yüceltip seni biryerlere getirmeyen şu gururunu ha işte onu nasıl seviyorsan aşkı da sevsene,
Hayal kurmamak için bir an önce daldığın uykularına inat tamda uyuman gereken vakitte kayığım seni çağrıyor düşler göletine,
uzan kayığa üşürsen örtün gökyüzünü üstüne hayallere dalmak için birde yıldız seç kendine ne büyük ne küçük bütün yıldızların çapında tek farkı onu senin seçmen olduğu için asla kaybetmiyceğine eminim yıldızı, sev birini  ömrü ömrüne yakışan şanslı kişiyi sev bir kerede kaçma aşktan.

Bir zamanlar öylesine değer verdiğine ölesiye aşık olma aşkı tat ama onu dillendirme kalpte kalsın ateşi hiç sönmesin alevleri,
dilinle onu zedeleme.
Seviyorsan çılgınlar gibi sev ama sakın ayrılığı düşünme düşünürsen gerçek sevgi değildir o ilk seferde terk et limanı alobora olmasına izin verme.

Kimi zamanlar pişman olursun verdiğin değer için ederinden fazla söylediğin sözler için,
kimi zamanlar unutursun söylediklerini yada unutmak istersin sana sergilenen bu samimiyetsizliği,
kimi zamanda uyumak istersin ancak ama yazıcak okadar çok şeyin vardırki  hiçdurmadan yazmak istersin içinden gelip geçemeden beyaz sayfalara yakalanan herşeyi.
Kimi zaman içinde bulunduğun zaman dilimini unutmak istersin,
kimi zamanda şimdi olduğu gibi anı asla unutmamak,
kimi zaman ölmek istersin cenneti şart koşarak kimi zamanda intiharın cehennemden ibaret olduğunu bilmezsin.
Kimi zaman kalemini mürekkepli istersin kimi zaman hazırından nostaljisi olmayan bir kurşun kalem.
Kimi zaman bir silgi istersin hataları düzelticek kimi zamanda o silgiyi hiç isyemeyerek kimseden birşey saklamadan yaşamak.
Ve kimi zaman seversin bir insanı ve o zaman dilimi o sevdiğin kişiyi sana melek gösterir sanki ilerki zamanlar hiç olmuycak gibi.

Yazdığım yazıları okudumda bu gün sanki tattığım yemek içtiğim su yürüdüğüm yolda bir sorun var gibi gözüküyor.

Sanki kaderimin olanaklarını sevmiyor sanki sevgi nedir bilmiyor gibiyim yazılarımda, sahi bilmedim bir şey var elbet ama oda bende saklı kalsın. Saklı kalmak demişken kimsede saklı kalmadım ben bu zamana kadar, kimse beni yürüğine koymaya değer biri gibi görmedi zannetmeyin sakın, ben kimsenin beni yüreğine koymasına izin vermedim. sevmek güzeldi anne  baba ve kardeşte ama sevgiliyi sevmek ateşi sevmekti sanırım hani öyle ya sosyal ağlarda anlatır aşıklar ordan dır bu bilgilerimin alt metni. Anladığım kadarıyla çıplak elle ateşe dokunmaktı aşk ve sanırım tek fobim buydu benim ateş acıtırdı ya  sonuçta, herkez sadece mumdan elini hızla geçirerek hava atardı kimse elini muma tutmadı, yanmasına izin vererek. 

Bakmayın benim derbeder sözlerime sevdiklerimle kahkahalarım var benim. Her yediğim yemekten sonra gurme tavırlarım içtiğim suyuda zevkle içerim yürüdüğüm yollarda kaktüs değil papatyalar ekerim bunların hepsini ben yaparım evet. Bildiğin günlük gibi birşey yazıyorum ben profilimde ama yinede seviyorum yazmayı.